Tarihi Eserlerimiz

Roma, Bizans, Danişmendli, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ait bir çok eseri görebileceğiniz Niksar’ın bir diğer özelliği de tabii güzelliğidir.

Niksar Kalesi: Türkiye’nin ikinci büyük kalesi. Kalenin içinde Bizans dönemine ait bir kilise, hamam, ambarlar, zindanlar ve Anadolu’nun ilk tıp eğitiminin verildiği ve 1158 yılında Nizamettin Yağıbasan tarafından yapılan Yağıbasan Medresesi vardır.

Yağıbasan Medresesi (İlk Tıp Medresesi) : Anadolu’da günümüze kadar gelebilen ilk ve en eski medreselerdendir. 1158 yılında Niksar kalesinde inşa edilmiştir. Kapalı avlulu, iki eyvanlı ve revaksız bir medresedir. Anadolu’da tıp eğitimi verilen ilk medreselerden biri olarak bilinir. 1939 ve 1942 depremlerinde büyük bir kısmı çöken yapının restorasyon çalışmaları büyük ölçüde tamamlanmıştır. Yağıbasan medresesinde fotoğraf sergisi ve çeşitli kültürel etkinlikler düzenlenmektedir.

Ulu Camii: 1145 yılında Çenepni Zade Hasan Efendi tarafından yaptırıldığı rivayet edilen camii dikdörtgen planlıdır. Üstü; enine beş, derinliğine yedi çapraz tonozla kapatılmıştır. Avlusuz bir yapıdır. Mukarnas nişli mihrap Selçuklu, yana kaymış olan portal ise Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşır.

Çöreğibüyük Camii (Dar’ül Hayr Medresesi): Niksar’da İlhanlılar’dan kalan en önemli eserdir. Hicri XIII. yy’da Ebu Said Bahadır Han zamanında tekke ve zaviye olarak inşa ettirilmiştir. Kare planlı bir yapıdır. Ortada yer alan bir avlu ve avluya açılan dört bölmeden oluşur. Avluda sekizgen şadırvan yer alır. Caminin en ilginç yanı portakal stalatitlerinin orta yerinde bulunan çömelmiş geyik ya da ceylan olduğu sanılan figürdür. Adını kapının sağ ve sol yanlarında bulunan çöreğe benzer iki büyük diskten aldığı sanılmaktadır.

Akyapı Kümbeti: Kare mekan üzerine tromplu bir kubbe oturtulmuştur. Moloz taştan yapılmış ve kesme taş kaplanmıştır. Doğu yönünde sivri kemerli kapısı ve güney yönünde dikdörtgen bir penceresi vardır. Kitabesi olmayan, tipik bir Selçuklu eseri olan türbenin 13.Yüzyılda Selçuklular döneminde inşa edildiği tahmin edilmektedir.

Kolag Kümbeti(Arslan Doğmuş): Atabey Şahin Şah’ın (1182-1183) babası Aslan Doğmuş’un yattığı tekke; Selçuklu yapı geleneğine uygun, moloz taş üzerine kesme taş kaplanmış, sekizgen planlı ve kubbelidir. 12. Yüzyılda yapılan kümbet içinde kûfi yazılı taşları olan iki mezar bulunuyor. Her kenarda kemerli pencereler yer almaktadır.

Melikgazi Türbesi : Niksar Fatihi Melik Ahmet Danişmend Gazi’nin türbesidir. Tipik Selçuklu mimarisine göre inşa edilmiştir. 1942 yılı depreminde büyük hasar gören yapı restore edilmiştir. Türbenin çevresi mezar taşları ve kitabelerle düzenlenmiş bir açık hava müzesi görünümündedir.

Kırkkızlar Kümbeti : Genelde taş eserler bakımından zengin olan Niksar’da Kırkkızlar Türbesi farklılık arz eder. Sekizgen planlı, piramit külahlı tuğla malzeme ile örülmüş anıtsal bir kümbet görünümünde olan Kırkkızlar Türbesi; 12. Yüzyılın ilk çeyreğinde yapılmıştır. Tuğla yapının pencere ve kapı üstlerinde turkuvaz renkli çini mozaikler vardır. Mozaik üzerinde Ayet el-Kürsi yazılıdır. Tarihçi A. Gabriel’in tespitine göre kayıp kitabesinde; türbeyi; Sivas I. Keykavus Darüşşifası’nı yapan Mimar Ahmet bin Ebubekir’in 1220 yılında yaptığı belirtilmektedir.

Efkerit Vadisi Luvi Tapınağı : Niksar Kent merkezine 10 km uzaklıkta bulunan Efkerit mevkiinde mağaralar, irili ufaklı Tümülüsler, mezar kalıntıları ve Luvilere ait bir tapınaktan oluşan bir kanyonda yer almaktadır. Anadolu’da yaşayan ilk ırklardan olan Luviler, M.Ö. 3000 yıllarında gerçekleştiği düşünülen Nuh Tufanı’ndan kaçarak bu mağara ve tapınakları inşa ettiği genel kanaattir. Daha sonra bu mağara Nizamettin Yağıbasan tarafından askeri üs olarak kullanıldığı çeşitli kaynaklarda yer almaktadır.

Hüseyin Gazi Mezarı : Niksar’a 7 km uzaklıktaki Hüseyin Gazi Köyü’nde yüksek bir kayalığın üzerindedir. O dönemdeki Türk büyüklerinin mezarları gibi büyük taşlarla çevrilmiştir. Eni 2,5 m, boyu 7,5 m olan mezardaki şahsın Melik Ahmet Danişmend Gazi’nin Niksar’daki ilk beylerinden Hüseyin Gazi olduğu bilinmektedir.

Taşmektep : Prof. Dr. Metin Sözen Kültür Evi – Eski Hükümet Konağı’nın hemen yanında yer alan ve kitabesi bulunmayan yapının kesin inşa tarihi bilinmemektedir. İnşa tekniği ve mimari özelliklerine göre 19. yy’a tarihlenebilmektedir. Eğimli bir arazide kurulmuş yapı enlemesine dikdörtgen planlıdır. Kare planlı yan yana iki mekândan oluşmaktadır. Yapının önünde, dört sütun üzerine oturan dört bölümlü revak düzenlemesi yer almaktadır.

Hacı Çıkrık Türbesi (Atabey Şahinşah) : Dikdörtgen planlı, tonozlu, eyvanlı bir yapıdır. Daha önce medrese olarak kullanılan büyük bir yapı olduğu sonradan eyvan kısmının türbeye dönüştürüldüğü sanılmaktadır. Kitabesinde; “Bu mübarek türbenin yapılmasını beşyüz yetmişsekiz (1182-83) senesinde adil ve alim ve şanı yüce büyük Emir İsfehsalar Bedreddin Atabek Ebu Mansur Şahinşah bin Aslan Doğmuş es Sultani emretti” yazmaktadır.

Doğanşah Alp Türbesi : Melikgazi Mezarlığı girişinde yer alan türbe; dikdörtgen planlı, moloz taşla inşa edilmiş, bugün bazı bölümleri eksik olan bir yapıdır. Hemen karşısında ki yapıda; Seyyid Nurettin Alp Arslan’a ve kardeşi Rufai-Zade Alaaddin Savcı Bey’e ait kabirler vardır. Bu türbenin de 12. Yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir.

Sunguriye Türbesi : Danişmendliler dönemine ait olduğu bilinmekle beraber yaptıran ve yapım tarihi bilinmemektedir. Türbede yatanın Danişmend Ahmet Gazi’nin oğlu İsmail Sungur olduğu rivayet edilmektedir. Vakıflar Genel Müdürlüğünce restorasyonu tamamlanmıştır.

Erzurumlu Emrah Türbesi : Erzurum’un Tanbura köyünde doğan şairin doğum tarihi bilinmiyor. Erzurum’da medrese eğitimi gördü. Önceleri sadece saz çalıp ustasının şiirlerini söylüyordu. Sonra kendisi de deyişler söylemeye başladı. Köyünden ayrılarak Bayburt ve Gümüşhane üzerinden Trabzon’a geçti. Trabzon’dan sonra Kastamonu’nun zenginlerinden Alişan Bey’in himayesine girdi. Emrah; Alişan Bey’in ölümünden sonra Kastamonu’da duramayıp ve yollara düştü. İstanbul’a gelen şair belli bir süre sonra buradan Konya ve Niğde civarlarına geçti. Niğde’den de Sivas’a geldi ve uzun bir süre Sivas’ta kaldı. Sivas’tan da ayrıldıktan sonra Niksar’a gelip yerleşti. Tokat’ta tanıdığı Mahmud adlı bir genci kendisine çırak yaptı ve ona “Nuri” mahlasını verdi. Bu çırak sonradan “Tokatlı Nuri” adıyla büyük ün yaptı. Emrah, 1860’ta Niksar’da yaşamını yitirdi. Şairin mezarı sürekli gittiği, bugün Adalı’nın Kahvehanesi olarak bilinen Mahfel’in karşısındaki Karşıbağ’a çıkan Tekke Bayırı’ndadır.

Cahit Kulebi Anıt Mezarı : 20 Aralık 1917’de Tokat’ın Zile ilçesinde doğdu, 20 Haziran 1997 tarihinde Ankara’da öldü. Sivas Lisesi’nden mezun oldu. İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Antalya Lisesi’nde, Ankara Devlet Konservatuarı’nda, Ankara Gazi Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yaptı. Milli Eğitim müfettişi oldu. İsviçre’ye kültür ataşesi ve öğrenci müfettişi olarak atandı. Yurda dönünce Milli Eğitim Bakanlığı Başmüfettişliği ve Kültür müsteşar yardımcılığı görevlerinde bulundu. 1972’de emekliye ayrıldı. 1983 yılına kadar Türk Dil Kurumu’nda çalıştı. 1976’dan sonraki dönemde Türk Dil Kurumu Genel Yazmanı’ydı. İlk şiirleri “Nazmi Cahit” takma ismiyle 1938’de Gençlik dergisinde yayınlandı. Daha sonra Varlık Dergisi’nde yayınlanan şiirlerinde de aynı imzayı kullandı. 1950-1954 arasında Sokak, İnsan, Türk Dili, Yaratış, Kültür Dünyası gibi dergilerde çıkan şiirleriyle ünlendi. İlk şiir kitabı “Adamın Biri” 1946’da yayınlandı. 1949’da çıkan ikinci kitabı “Rüzgâr”da Orhan Veli şiirine yaklaştığı dikkat çekti. “Atatürk Kurtuluş Savaşı’nda adlı eseri, Nevit Kodallı’ nın “Atatürk Oratoryosu”na temel oluşturdu. 1940 sonrasında başlayan şiirimizin yenileşmesi hareketinde kendine özgü bir yeri var. 25 Haziran 2010 tarihinde Niksar Belediyesi ve Cahit KÜLEBİ’ nin oğlu Ali KÜLEBİ’ nin girişimleriyle bir anıt mezar yapılarak kendisinin de isteği üzerine Erzurumlu Emrah Anıt mezarının yanına yapılan törenle anıt mezarı ziyarete açıldı.

Hükümet Konağı: Sultan II. Abdülhamid devrinde 1905-1907 yılları arasında Niksar eşrafından Hacı Abdurrahman Efendi tarafından yaptırılmıştır. Uzun yıllar Hükümet Konağı olarak hizmet veren yapı, bir dönem Niksar Halk Kütüphanesi olarak da kullanılmıştır. 2007 yılında restorasyona alınan binanın, çalışmalar tamamlanmış ve şu an Belediye Konağı ve İlçe Halk Kütüphanesi olarak kullanılmaktadır.

Çavuşoğlu Konağı: Çavuşoğulları ailesine ait olan konak, I. Dünya Savaşı sırasında Doğu Cephesinden gelen yaralı askerlerin tedavisi için bir dönem hastane olarak kullanılmıştır. Ahşap işlemeli tavan süslemeleri ve eşine günümüzde çok az rastlanan kapı tokmaklarıyla dikkat çeken konakta günümüzde Mehmet Çavuşoğlu Ailesi yaşamaktadır.

Taşbina: Keşfi meydanında bulunan yapı, restore edildikten sonra Niksar Kent Müzesi olarak sergilenmektedir. Özellikte tarihi tavan süslemeleriyle ve duvar ayna kabartma motifleriyle görülmeye değer.

Softoğlu Konağı: Ticari olarak işletmeye açılan konak, Niksar mutfağından seçkin yemeklerle hizmet veriyor.

Mukayitler Konağı (Niksar Vakfı) : Güzel manzarası ve tarihi dokusuyla işletmeye verilen konak, cafe olarak ziyarete açık.

Roma Hamamı (Büyük Hamam): Hamamın yaptıranı ve yapılış tarihi belli değildir. Üç eyvanlı ve halvet hücreli planlanmıştır. Moloz taştan inşâ edilmiştir. 1960 ve 1973 tarihlerinde sahibi tarafından çeşitli onarımlar yaptırılmıştır. Hamam doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen şeklinde uzanmaktadır. Batıdaki giriş kapısından başlayarak soyunmalık, soğukluk, ılıklık, sıcaklık ve su haznesi bölümleri arka arkaya sıralanmıştır. Soyunmalık yakın zamanda tümüyle yenilenmiştir.

Leylekli Köprü (Yılanlı Köprü) : Şehrin içinden geçen Çanakçı Deresi üzerinde Arasta Camii yanındadır. Tek kemer gözlü, yarım daire şeklindedir. Kemer kilit taşının üzerindeki taşta kabartma tekniği ile yapılmış ağzında yılan tutan bir leylek figürü vardır. Köprünün yapılış tarihi bilinmemektedir.

Talazan Köprüsü: Niksar-Erbaa yolu üzerinde yer alır. Yedi sivri kemer gözlüdür. Bunlardan ortadaki en büyük kemer yıkılmış, aradaki boşluk düz bir demir köprüyle birleştirilmiştir. Kemer örgüleri kesme taşlarla diğer kısımlar ise moloz taşlarla örülmüştür. XIII. yy’ın ilk çeyreğinde yapıldığı sanılan köprü, 1390 yılında “PALAZAN” adıyla bilinmektedir. Köprü 10 m genişliğinde, 9 m yüksekliğinde ve 147 m uzunluğundadır. Çevresindeki kalıntılar köprünün bir zamanlar önemli bir geçiş noktası olduğuna işaret etmektedir.

Seğmenli Köprüsü : Çanakçı çayı üzerinde sivri köprü tek kemer gözlü mimari özeliğe sahip yapı diğer tek gözlü köprülerden daha dardır. Kemer kısımları kesme taş, diğer kısımları moloz taşlarla örgülüdür.

Kale Gizli Geçitleri: Niksar Kalesi; Kale Cami, Cin Cami, Kale Kilisesi, Zindan, Yağıbasan Medresesi, Yağıbasan Türbesi, Buğday Depoları, Su Sarnıçları, Kale Hamamı, Tekkeler, Türbeler, Kışla Binaları, yeraltı yollarının bulunduğu tarihi ve kültürel unsurlar bakımından çok zengin bir mekândır. Niksar Kalesi bir akropoldür. Niksar şehir yerleşkesi, coğrafi avantajları nedeniyle, tarihi süreçte sürekli bir iskân merkezi ve stratejik merkez olmuştur. Bu nedenle değişik medeniyetlerin savaşlarına sahne olmuştur. Sık sık kuşatılan kalenin birtakım koruma unsurları bu nedenlerle de gelişmiştir. Kale muhasara altında iken su ihtiyacının karşılandığı gizli geçitlerin yanında, kalenin değişik noktalarına veya şehrin değişik noktalarına ulaşan gizli geçitler bulunmaktadır. Korunma ve savunma merkezli yapılan yapılar görülmeye değer bir mimari ve estetikle yapılmıştır.

Roma Dönemi Arsenali (Silah Deposu-Sığınak): Niksar kent merkezinde, İsmet Paşa Mahallesi’ndeki yapı kalıntısı, aynı alanda bulunan tek katlı evin altında yer almaktadır. Yeraltındaki yapı kalıntısına, evin bodrumundan girilmektedir. Ancak burası giriş kapısı olmayıp tahrip edilen koridor ağzıdır. Bu çöküntüden tonozlu koridor kısmına ulaşılmaktadır. Birbirine paralel uzanan iki galeriden oluşan yapının yan galerisine, ana galeriden bir açıklıkla geçilmektedir. Kuzey-güney doğrultusunda uzanan, dörtgen planlı bir yapıdır. Yapı üç ayrı mekandan oluşmuştur. Ortadaki dörtgen planlı giriş mekânının kuzey ve güney cephelerinde birer giriş kapısı bulunur. Girişler yekpare iri taş sövelerle oluşturulmuştur. Kuzey girişi ile güney girişleri tahrip edilmiş durumdadır. Bu orta mekâna açılan doğu tarafta 11 adet tonoz ortada oda yer alır. Batı yönde ise dörtgen planlı uzun bir mekan yer alır. Bu mekân girişi ortada olup giriş salonuna açılır ve giriş yan söve taşlar ile eşik ve tavan taşı tek blok kullanılarak inşa edilmiştir.

Gregorius Grogry Thaumaturgus Kilisesi: Karşıbağ Mahallesi’nde yer alan kilisenin kesin inşa tarihi bilinmemektedir. MS 3.yy ortalarında Niksarlı Hristiyan liderlerden Gregorius Thaumaturgos, bu yörede Hristiyanlığı örgütleyerek piskoposluk merkezini Niksar’da kurmuştur. Roma imparatorları Hristiyanlığı kabul etmiş kişilere şiddet uygulamışlar, buna rağmen Thaumaturgos ve diğer Hristiyanlar yeraltı tünel ve katakomplarında dinlerini yaşamayı sürdürmüşlerdir. Niksar’ın Karşıbağ Mahallesindeki Büyükata Sokak’ta bulunan birçok tonoz ve tünel kalıntılarıyla birlikte kilise de bu dönemden kalmıştır. Bugün yalnızca temeli ve birkaç tonozu kalan kilisenin büyük bir kilise olduğu sanılmaktadır. Günümüzde yol çalışması sırasında çıkarılan taban mozaikleri daha sonra kapatılmıştır. Testis İnancına farklı bakış açısı, Dağları yürüttüğüne inanılarak mucize işçisi unvanı ile ün yapmış MS 232 ve MS 272 yıllarında yaşamış önemli bir şahsiyettir.

Bu sitenin içerdiği tüm bilgilerin telif hakkı niksaralem.com’a aittir ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve ilgili uluslararası mevzuat kapsamında hukuki koruma altındadır. Site içeriğinin izinsiz olarak topluca indirilmesi, kaydedilmesi, çoğaltılması, işlenmesi ve yayınlanması, ve bunlara teşebbüs edilmesi yasaktır. Bu gibi faaliyetlerde bulunduğunu tespit ettiği Kullanıcılar aleyhine yasal işlem başlatma hakkına sahiptir.
%d blogcu bunu beğendi: